Yılmaz Odabaşı – Feride (2. Bölüm)

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 18:20

İşbu şiir 4 bölümden oluşmaktadır. Doğum günümde pek kıymetli kardeşim Erhan Özkan bir kitap hediye etmişti. Yılmaz Odabaşı – Feride. Scala yayınlarından çıkmış bu kitap Yılmaz Odabaşı’nın toplu şiirleri kitaplarının ikincisi. Kitabı vurulmak suretiyle okudum. Suretim paramparça oldu. Okumak istedim bölüm bölüm okudum. Diğer bölümleri ikişer gün ara ile paylaşacağım. Keyifli dinlemeler.

Yorumlayan: Şuayp Teymur
Müzik: Ghazel Shakeri – Song of Red Dervish

portatif bir hayat
katlanabilir!

Feride
şimdi yanaş kıyılarıma bir vapur gibi
çarpıp durayım güvertede gözlerine

(beni böyle bir eller
beni yollar,beni yeller
kelepçeler,hücreler beni
alıp gitmeye
inan ki feride inan
aşk,
önce!)
(gözümü bağlıyorlar;korma sevgilim!gözümü,
gönlümü değil…)

kanlı karanlık odalarda
beni morartıyor,azaltıyorve azdırıyorlar
böyle her seferinde,çıkınca,fırında ekmek gibi kabarıyorum
sonra bir çoğalıyor,bir çoğalıyor,bir çoğalıyorum

(bir güzel renk değiştiriyorum;korkma!yürek değil,renk değiştiriyorum sadece..)
ben can,camiler e(zan) derdinde!
kollarım gidiyor önce,ayaklarım ellerim
saçlarım gitmişti zaten,bileklerim gitmişti

biliyormusun bir sen kalıyorsun içimde
yüreğimin alazında biz bize
ağlaşıyoruz sesizce…

(sonra gözlerim açılıyor;korkma!dilim değil,gözlerim sadece…)

(mahkemede)
yurdum,
seni
‘devlet
topraklarının
bir
kısmını
veya
tamamını
ayırmaya
yönelikve
gizlis e v i y o r u m
dediler
(hapisanede)
buraya gelme feride
bir hançer gibi saplama
savuran gözlerimi yüreğime

yine o öksüz koridor ,yaslı ve yaşlı koğuş
küf ve sidik kokuları yine
ben valeybol oynuyom bahçede
birikmiş volta borcumu
taksitle,her gelişte ödüyorum

aldırma,bir kedere sevkolunmuş suretim
kadınım,
kardelenim
gülenim!
(bir de sen…sen feride olmasan
bana böyle delice göz kırpan yeryüzüne kanmasam
kanmasam mahvolurum kız,mahvolurum!)

ekmeksiz kal da demiştim
içeride
kavgasız ,kadınsız,çaresiz kalma
bunları yazmadılar hayat bilgisi kitaplarında!

olmasam da hey feride tüten geceler
feride,yine tütünü türkiye banar da içer
yüreğimde bir tufanın negatifleri

yazmadılar!

oysaki ben aşka inanıyorum
hep ölüm bu(yurdunuz)
yazıyorum:
ey devlet,
ey tanrı artık o(kulun) yok senin!

ben uçurumlar önünde kendimi kemiren kerem
artık beni kemiren türküler dinlemem

dinlemem
ki rüzgardım
usluca kedere kaldım
yürüdüm,göçebeydim;
yürüdüm,kurşunlandım!
sonra mart kaldım,eylül kaldım ey susmanın çorak iklimi!
yüzüme uzun sürmüş soruşturmalar yorgunluğu
çarmıhlara gerildim,ölümlere tek kaldım…
bu
tufan
ne yana
yana
yana
susmayı dilince
büyümeyi bilincine devşiren çocuk!

(dışarda)
çıktım
da uyku sızarken gecenin sarkısından
nerede yaralı kuşları yorgun yüzümün
kendi köpüğünü eriten bir denizde?
bileylenen her bıçak kınında çirkin
kınından çık yüreğim,geçmi kaldın geç mi kaldın?

çıktım kanlı karanlık odalardan
elbet çıkarım,çıkacağım!
şimdi dağları aralasan bu akşam üstleri ben çıkarım
kuşları kovalasan,yürüsen yollara göcebe yanım
geceleri kanatsan alnımda yağmur,saçlarım kar türküsü çıkarım!

( ben bu çiçeği bölsem,koklasam sen çıkarmısın?)
bu nasıl yalan yollar ki böyle yürüdüğüm
saçlarımın kokusu sinmiş bu kente
bu gece saçlarından geçiyorum yüreğim ter içinde
sussam yokluğun kan tükürür beynime
geceler büyürse tutsağım sabahlar dolludur yüreğime

çıktım
da kentler kent değildi yine
belki bu yüzden tüketmiş soluğunu şarkılar
kuşlarda gitmiş,keder büyümüş
ama hiç boğulmamış içimizde kıyılar…
(kıyılara varsan ben çıkarım
halkımı tanısan yurtsuz çıkarım!)

kal kendinin anası ol doğur kendini
sonra gel beni doyur büyümeden açlığım

sesim mi
o da büyür sen kaygılanma

gel
bata
çıka
çıkalım
düşe
kalka,
gide dura,güle
ağlaya…

(bana kalsa bir namlunun ucundan rengimi,sesimi alır çıkarım
ben bu şiiri okusam sen çıkarmısın?)
sonra ızbarıp kalmak için yer ayırttım bir’palas palas’ta;
oturup fotoraflarına baktım,yazı makinamın içinde
külleri temizledim.sokağa çıktım,yasak yürüdüm;
üzerime
adını almayı unutmadım…
yollara dokunmadım,kedilere ,camlara dokunmadım;
yıldızlara…
yıldızlara hiç dokunmadım,dokunsam düşecektin…

sonra geceye şiirler okudum,bitti
bitmedin!
bilsen ne çıkar;hem nasıl bileceksin?

(sen bir şeyler bilsen bildiğinden ben çıkarım
çocukluğuma dokunsan öksüz çıkarım…)

şimdi sokaklardayım
sokaklarda…içimim sokaklarına adın yürüdü
adın satırbaşlarında ayrılıkların
oysa ben bu geceyi bilmiyorum, yolları bilmiyorum
unutmayı hiç;

(…)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir