Yılmaz Odabaşı – Feride (1.Bölüm)

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 18:20

İşbu şiir 4 bölümden oluşmaktadır. Doğum günümde pek kıymetli kardeşim Erhan Özkan bir kitap hediye etmişti. Yılmaz Odabaşı – Feride. Scala yayınlarından çıkmış bu kitap Yılmaz Odabaşı’nın toplu şiirleri kitaplarının ikincisi. Kitabı vurulmak suretiyle okudum. Suretim paramparça oldu. Okumak istedim bölüm bölüm okudum. Diğer bölümleri ikişer gün ara ile paylaşacağım. Keyifli dinlemeler.

Yorumlayan: Şuayp Teymur
Müzik: Ghazel Shakeri – Song of Red Dervish

k(adın):feride
uyruğu:dünya;
dinin yok,dilin var
ve sonrasını ben bilirim

aynı yağmurlardan kaçarken bir saçağa düştük önce;
sonra gece;avluda bir kırık dal dursa üşür feride
tarihini düşünmedim,düşünmedim,ama tenimiz tanışır
ama tenimiz tanışır önce
ve terimiz…
o benim avradım olur gecelerce,günlerce;
sonrasını…sonrasını ben bilirim…

geceye yağmur inerdi işte böyle sicim gibi,ipince
giderek soğuyan dünyamıza kanat vururken kuşlar
ve hüzünle şaşırırken yolunu yitik yıldızlar,
feride,bir destan gibi yürüdü ömrünü
akmaya yaraşırken sular…

sonra sular sulara,günler günlere vururdu ve hayat onuda,
beni de hem ne kötü vurudu;hayvan gibi vururdu hayat,
küfür gibi,namlu gibi vururdu…sonra feride geceler boyu
uyurdu.ileride unutulmuş bir allah kendini doyururdu
ve susunca feride,yeryüzü boğulurdu…
yeryüzü yüreğimdi biraz da ,kurudu… kurudu…

ben onu dilsiz ve dipsiz biçimlerden çaldım kimselere
kimselere bırakmam

öpüşlere sararım,gidişlere sorarım
kimselere…kimselere bırakmam!
feride başak kokar,esmer başak
gözlerini hep s(aklar) utanırken
sonrasını…
sonrasını ben bilirim.
günler turşu kıvamındaydı;şarkı söyler ,rüzgar giyerdik akşamları.masamızda hep
ucu karanfil dururdu;yaralamızı sarardık,sorardık ihtilal dönüşleri,infazlara
sayardık…

kadınlar ve erkekler kendi aybaşlarındaydı:gelinler su başlarında,
şöförler direksiyon,gerillar silah başındaydı.bitmezdi tükürdüğüm savaşlarda ‘a
poletleri büyük beyni küçük’generallerin!orospular sızardı gecenin yırtmacından
yırtmaçların tenine küfür dolardı
ve küfür yazardı gazeteler
geceler küfür kokardı& alkol ve sperm
günlerin yaslı yüzünde kirli kan
ve peçeteler…

peçetelerde günler turşu kıvamındaydı
faşizim kıvamında işkenceler
bir uzun yol şöförü yolları
yolları feride’yi andığım gibi anardı
geceye devriyeler dolardı

ne o
kimliksizmiydik?
feride hınca hınç grevdedir tek tip insan pazarlarında;
dağlara atarım,bulutlara katarım onu kimselere
kimselere bırakmam!

kül gecelerinden çalarken onu ateşlerin içinden
bastım bağrıma üzüm suyu damıtır gibi
sarar gibi ağrısını ışık kanatlı bir güvercinin

dirildim,diriltim onu kimselere bırakmam
kimselere!

sonra tenini tutkuladım avuçlarımda
mühürledim dudaklarını ateş kızıllığında
kattım onu yasak şarkılarıma,kitaplarıma
feride’yi şiir saydım biraz da…
nisan’ın kızıdır feride;bundandır nisan güneşi sinmiştir tenine ve kokusu
otların,kırlangıçların…
dağları uyutur koynunda kavgalara gidince;sonra aşk olur,
kadın olur bana gelince…ki aşkın saati,gömleği,takvimi yoktur;uçarı bir rüzgar
gibidir ansızın ne yana
dönse yüzümü ufka çeviririm.
sonrasını…sonrasını ben bilirim…

feride tütünü türküye banarda içier
yüğreğinde bir tufan negatifleri
ölümden gelmiş,kollarıma yakışmış
bırakamam kimselere
k i m s e l e r e !

feride şiir huyludur,gül kokuludur
gül kokuludur gözleri ile gözlerime dokunur

dokunur

vaay!

1.Bölüm

(herkesin bir feridesi vardır bilmezmiyim
herkesin bir ayakkabısı gibi birde şarkısı
herkesin bir kimsesi vardır bilmezmiyim
bir de kimsesizliği..)

gözlerimle gözlerime dokunuyosun
bir bilsen o an gözlerim oluyosun
kaçalım,beni gören sen sanacak

görüyormusun dağlara dokunuyor insanlar
giderek dağlaşıyorlar
görüyormusun adınla başlıyor her şey
karın eriyişi,yağmurun dirilişi
özlemenin ilk harfi,gücün hecelenişi

adınla!
adınla her şey :şarabın dökülüşü,sesmin eskimeyişi…
ben ise sana abanıyorum
büsbütün aşk kesiyorum…

yenile yenile bana abanıyosun sende
ateş kesiyor dudakların
saçların iri bir tutumak oloyor bu yangın yerlerinde

ben nereye gitsem biraz senden gelirim
ardımdan kuşlar ve uykular gelir…

feride
ey yaar!

gelip bana çıkıyor bu kent
ben kentlere çıkıyorum
kentler kent olmadı feride
bir türkü tutturup açabilmeliyim anlımı
gecelerinde

güne koşerken çocuklar güne erkenden
ya deniz yada dağ kokmalı yolları

çocuklar çocuk olmalı
aç bakmalı sevgiye
çocuklar bazen bir ülkedir
gözleri gök(yüzünde)

ter ve güneş kokarken işçiler evlerinde
herkes gibi olmalı,adı gibi
yoksa sonumuz olur feride
utanır rüzgarlar hakedilmiş iklimlere

çarşılarda kalabalık yürüyor
sanki topyekün bir ülke toprağın şiddetinde
ansızın o kalabalık soluyor’faili meçhul’lerde

(bu kalabalık ölmese
aşk,
önce!)

çarşılarda kalabalık yürüyor
her yanım kalabalık ve kabarık
duramıyom böyle
çarşılara abanıyorum bende

-gülüşleri,konuşmaları,oturuşları nerde?
hani çocuklar mavi esintilerde?
bu kanlar da ne?

(….)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir