Mustafa nın Eve Dönerkenki Yalnızlığıdır ( Alper Gencer )

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 19:01

Müzik : Hans Zimmer – Interstellar Soundtrack
Seslendiren : Ömer Tecim
Video : Stalker

MUSTAFA’NIN EVE DÖNERKENKİ YALNIZLIĞIDIR

yalnızlık şu karşıki tepesinde dünyanın
orada başa bela orada insanın kemiriyor canını
bense buralıyım adım mustafa
burada yalnız değilim diye seviniyorum
boyası dökülmüş rutubetli odaların birinden geliyorum
tabanlarım üstünden geçtikleri nehirlerle yıkandı
yağmurlara kirimi işaret edip durdum
su değmemiş tarafım yoktur şükür Allaha

çocuklarla konuştum küfürsüzdüler
büyüklerle konuşmaya çalışmaya inandım
huzuru bir mağaranın üç beş adım dışında
bembeyaz ortancalar açıyor iken buldum
şu karşıki tepeyi harici kıldım
ağaçlar mustafa dediler bana
çimenlerle konuştum taşlarla sustum
burada yalnız değilim diye seviniyorum
buralıyım ismimi mustafa koydu bura

o varmazdan önce buranın toprağına
ismim neydi orada şimdi unuttum
dünyanın bütün derdi bir bana sanıyordum
şimdi buradan bakınca şu karşıki tepede
müsavi hüzünlere gark olan gözleriyle
aynı ayrılığın pençesinde ağlıyor
Allahın üşüyen bütün mustafaları

hayatları yırtık ceketlerin sardığı
düğmelerin iliklere yetişmediği uzlet
mustafanın kamburuna sebep olan uzviyet
mustafanın mustafa olmadan önce
aştığı köpüklü denizlerin kuvveti
karşıyı bura yapan imtihanın mukavemeti
mustafaya önceki ismini unutturdu

önce bir miladı olsun istedim sonrakilerin
beni bu şimdiden koparıp alsın
bildiğim kadarı yetmiyordu canıma
o bildiğim kadarı mustafa olmayan beni
vardırmazdı mustafa olmanın esrarına
yalnızdım yani tutunamazdım
sabır yoktu şükür yoktu hiçbir şey yoktu
kimseye kolay kolay aldanamazdım

hangi kızı sevdiysem karasevdaya çarptı
kekre ismi kalırdı her aşkın sonrasının
putlaşırdı somutlardı buharlaşırdım
yapayalnız önünde güzellik aynasının

önce bir miladı olsun istedim sonrakilerin
gülünç yalan bayağı fersiz nefsi yanımı
sahi yalın kıymetli bir yanımla değiştim
garipsedim şaşırdım nihayet hayret ettim
hasta oldum üşüdüm hiç örtmedim üstümü
yarama sahip çıktım ona gözüm gibi baktım
mustafanın gözüne bakması gibi baktım
ve birden yakın gözüktü tepeden aşağısı

ölü yaprakların örtmesi mustafayı
gözyaşının gözünü gizlemesi boşuna
hem ağlamanın içe doğru olduğundan haberdar
hem dışa doğru ancak taşabilir o
geyiklerin etleriyle gezindiği dağları
geyikleri etleri gezinmeyi unuttu
bir vakitler avcı olduğunu unuttu
durmuyor
salınıyor mustafa

uzayı biç ıskalamayan bir sarkaç gibi her yanında Allaha çarpıyor
gördükleri şahitliğinden sorulacak şeyleri müteyakkız bir nöbetçinin
günlüğüne kaydediyor
o günlük mustafanın kendisini tuttuğu ve
nehirlerin denizlerin okyanusların müşterek bir biçimde avuttuğu
kıtalarda yaşanmış ihtişamlı bir tarihe matuftur
aradığı teselliyi
gemilerde ve bir açılıp bir kapanan iştahında bulamadı mustafa
kendisinden devraldığı bu günlüğü seçti yaşamak için
günleri say­falara
saatleri satırlara dakikaları kelimelere saniyeleri hecelere
saliseleri harflere bölüp duruyor
sesini arıyor bütün bu sözcüklerin
içinden ve susacağı anı kolluyor mustafa

o yankılayan duvar önümden alınsın istedim ve alındı
sesimin karşılıksız bir boşluğa zerk olmasından korkuyorum
adım mustafa içi boşaltılmış bir elma değilim
salt kabuktan ve kokudan ibaret değilim

tepeden indim beni şu karşıki gören varsa söylesin
beni su içerken bağışlasın nefesim
beni bir tepede gören varsa söylesin
bu zift renginden inmeyi istiyorum
buralıyım
gitmem gereken yer
neresiyse oralıyım

yanık yerlerden gelip yanık kokuları içinden
geçerek burnumun dikine bir yangın yerine doğru koşturuyorum
isli dehlizlerden ve rengimi açarak beni koyulaştıran
asfalt köprülerin suya değen ayaklarından tiksiniyorum
ve çirkin görünen her
yerde mustafaya ait olmayan bir çirkinlik
tiksinmeyi bilen her
yanımdan tiksiniyorum
bu beni mustafa olmaktan alıkoyuyor
bende
mustafanın itiraz ettiği koyu bir bulut var

dünyanın mustafa olmaya açılan penceresinde
yani ruhun yükselen tarassut kulesinde
şu saatte gece olan her yerinde insanın
gaybı bıçak ucuyla önümüzden
almanın aynı dişlileri haykırıyor hilkate
bir sonraki sabahın ilk ışığında
aydınlık tashih edecek karanlığı
ve bütün insanlığı mustafaya bağlayan
kader açığa çıkacak sonra

kader bastığımız zeminden yükselip
gökyüzünü okşayıp kubbeleşirken
tepeden inişin pandantifleri
dolduracak geçişin noksan yerini
ama bir sonraki ismine koşacak mı mustafa
tepe diye bilecek mi tepeden indiğini

burada yalnız değilim diye sevinmiyorum
adım mustafa kavuşamıyorum

iki kiraz bir dalda nasıl yalnızsa
ben de o şekil yalnızım artık
uzayın bir ucundan öbür ucuna
yaşamış yaşayacak ve yaşıyor olan
her şeyin bu yalnızlığa bir katkısı var

bütün her şey kadar yalnızım artık
bütün her şey kadar yalnız değilim

Alper Gencer

Etiketler:, , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir